Tuesday, May 12, 2009

AKDENİZ VE KUMSALLAR

şimdilik selim sel şiir dizisine ara veriyoruz ben deki şiirleri şimdilik bu kadar
ancak bundan sonra da modern edebiyat örnekleriyle
amatör şairlere burada yer vereceğiz
şiire inanma şiirsiz kalma

----Akdeniz ve Kumsallar----

Akdeniz benim olsun, kumsallar senin

Güneşten rengi teninin, maviden tuzu terimin
Rüzgarlarımla kabartsam gövdemi,
Hevesiyle vereceğin busenin,


Sırnaşık dalgalarımla serinletsem nazlı bedenini
Vursam kumsallarına her gün bin kere
Alıp kaçsam her defasında bir parçanı
Saklardım seni derin mavilere.

Gün batsa, ay dönse,
Gelsem kabuktan hediyelerimle.
Silerdim geçmişten kalan ayak izlerini
Her gecenin sessizliğinde.


Ay ışığında yanan bedeninle
Aydınlatsan ıssız derinliklerimi,
Göreceksin ki o kadar büyük denizin altı
Senin biriktirdiğim parçalarınla kaplı.

şair: Selim Sel

Monday, May 11, 2009

DENİZ, MARTILAR VE APTAL ŞAİR


---- Deniz, martılar ve aptal şair ----

////Sarı batarken mavi üstüne\\\\
////Kulaç attım kızıl ufkuna\\\\
\\\\Dedikodunu yaptım martılarla////
\\\\Hem de çığlık çığlığa.////

////Dalga geçti hep martılar\\\\
////Bir çığlık kulağımda;\\\\
////Uyan ey aptal şair!\\\\
////Plan yapma aşka dair.\\\\

////Dalga geçti deniz benle\\\\
////Bir dalga fısıldar;\\\\
////Uyan ey aptal şair!\\\\
////Git git bitmez bu ufuklar.\\\\

////Durun martılar ve deniz,\\\\
////Ne bet bıraktınız ne beniz.\\\\
////Mutlu son aşk dediğin,\\\\
////Bu en son çok sevdiğim.\\\\

---------------------------şair---Selim Sel----------------------------------

Friday, May 1, 2009

hayden films


on-line film festivallerini bulup bulup linkini koyacağım
bunu bir amne hizmeti olarak yapacağım
çünkü online film festivali iyi bir şey
bu önceki ne göre biraz daha sinema filmi gibi kısa filmleri yayınlayan bir site
zaten amacı güya, prodüktörler le öğrencileri bağımsızları buluşturmak imiş
boş vaktiniz kalınca internette nereye gitsem diyince hemen buraya gidip 15 er dakikanızı yok edebilirsiniz

NAZ VE UÇAN KAZ



NAZ VE UÇAN KAZ




Uçan yüreğimdir, vurmayın avcılar.
Mavilerde süzülürken bir nazlı bulutta kaybolan
Avcı kurşunundan kaçarken, eros'un oklarıyla vurulan
Gelen sevdiğimdir, yüreğinde aşktan sancılar.



Bin yüreğimin kanadına uçurayım seni güzel bebek.
Sen söyle, senin istediğin yerlere gitsek.
Güvenir misin kanadıma ,buralar çok yüksek.



Dönerken dünya, yıldızlar ve gök
Köhnemiş yükümü bir busenle sök
Hafifler sancıların kuş tüyü kollarında yüreğimin
Bakışı gamlı, adı Nazlı, dudağı ballı sevdiğimin.



yazan ve yöneten: Selim Sel

Thursday, April 30, 2009

SANIRIM GELMEYECEK


------SANIRIM GELMEYECEK------

Cep telefonum sağda, bir fincan kahve solda
Sevgilimin hayali karşımda, kendisi galiba yolda.
Telefonum sessiz, arayan yok, ışığı sönük
Buz gibi kahvemin üstü hala köpük köpük.

Oturuyorum yuvarlak bir masada tek
Kahve bitmeden bekleyişim bitecek.
Garson! Bir sandalye daha çek,
Sevdiğim kadın ha geldi ha gelecek.

Beynim akmış dilime, dilim lal
Dilim damlar elime, sanırsın bal
Sevdiğimi yazmak isterken yıldızlarla göklere,
Yazıyorum kalemle önümdeki peçeteye.

Uçağımı bekliyorum buralardan gidecek,
Garson! Nerde kaldı bizim peynirli kek.
Sevdiğim kadın ha geldi ha gelecek.

Kalkmasına üç saat varken uçağın,
Hayalini kuruyorum tekrar döneceğim anın.
Kahvem bitti, bekleyiş bitmez.
Bir peçete bu şiire yetmez.

Garson! Peçete getir bana,
Şiirimi bitiremedim daha.
Toplama boşları dursun biraz,
Ver ulan peçeteleri! Adisyona yaz.

Şiirimi bitirirsem dururum ancak,
Bu şiiri sevdiğim kadın okuyacak.
Kısıtlı imkanlarıyla sınırsız duygularımın,
Sinir krizleriyle, bu bekleyişim ha geçti ha geçecek.

YAZAN: Selim Sel


Wednesday, April 29, 2009

ıslak köpek futbol bloğu oldum ben de


* futbol bloglarını okuyorum hergun en az 1 saat, fakat taktiksel dehadan veya bu sporun guzelliklerinden anlamak için futbolu çokta takip etmeye gerek yok seven herkesin rahatlıkla konuşabildiği bir konu futbol onun için bu kadar yaygın
* amma futbol dehasının anlaşılabilmesiyle ilgili bir olayı bugün bloga yazmassam olmayacaktı
* dün akşam babanem dizi izlerken reklam arasında chelski vs barcelonayı açtım. babanem bile ki futbol izlemez sarılı takım ne kadar güzel dağılıyor sahaya yagmur damlası gibi dedi. ağzım tam açık kalıyordu ki bu seferde dediki bu bordo maviler barcelona mı yuh dedim ancak chelskinin teknik direktoru ki kendisi deha olarak geciyor. artık benim nazarımda da bir deha bir babaanne bile sahaya futbolcuların boyle yayılmasını takdir ediyor.
* daha komiği babanem barcelonalı futbolculara acıdı bodur buldu onları
* ama hakkaten frodo gillerle ork ların maçı gibi bakarsanız yandaki resime
* bende diyemedim ki babaneme barcelona harcar bunları hakkaten chelski sahaya yagmur damlası gibi yayılmıştı
* bilen bilir thierry henry 'i ne çok sevdiğimi adamın topa bakışına baksana nasıl mutlu bir de bu şampiyonlar ligi yarı finali tabii ki bu adam iyi futbolcu olur adam topa aşık resmen baksana
*birde herifin sevindirik hali roniye benziyor kafasının arkasıda emer e
* sokak ta yürüyorum ankara da karşı tarafta bir kadın gördüm bacağını tutuyor
o tarafa doğru giderken polis arabasının yanından geçtim bir tane camları açıktı içerdeki polisler gülüyordu. ısırdı ısırdı diye alla alla dedim . kadının yanına yakalşınca anladım ki kopek ısırmış kadını geçmiş olsun bir şey var mı falan diyordum . köpek gene geldi koşarak hırlayarak bende araya girdim kafadan da kuruyorum agzına atarım tekmeyi taşı basarım falan diye ama tipi o kadar komikki kopegin yagmurda ıslanmış. neyse araya girdim diyaframımı doldurdum bagıracam dikleşince ben bu vucud dilimden anladı kactı. sonra kadınla biraz yurumeye başladık bu gene geldi köpeğe baktım gene göhsümü kabartttım gene kaçtı. kadının dediğine gore direkt ısırmış ne havlamış ne hırlamış zaten kanatacak kadar da ısırmamış ama çizmiş
* oradan uzaklasınca dedimki siz doktora ne olur ne olmaz gidin dedim
* polislerinden arabadan gülerek izlemesini kınadım
* sonra eve gidince gördümki tv de istanbul da da sarı bandın arkasında cocuk ölmüş
* polis ona da gülüyordur dedim
* o operasyon başarısız oldu ya polisler hırslanmıştır taksime çıkmamak gerek bu sene
çünkü hınçlarını orada alacaklar geçen seneki gibi
* ben emniyet müdürüme inanıyorum diyecek sonra bazıları da
* tayyip bey acaba hangi kanalda izliyor haberleri çok merak ediyorum
* o da ben gibi bu gece maç izlesin bari arsenal man u

MARDUK'A ŞİİR


NORMALDE ŞİİR SEVMEM
ANCAK EMER GİBİ POST-MODERN
AŞIKLARI DA HEP DESTEKLERİM
DAHA ÖNCEDEN DE BLOGUMUZDA
YAYINLADIĞIMIZ
GERÇEKTEN YENİLİKÇİ ŞAİR
SELİM SEL ' İN ŞİİRLERİNDEN YAYINLIYORUZ.
İLK YAYINLADIĞIM ŞİİRİ DE
YİNE DAHA ÖNCEDEN
YAYINLADIĞIMIZ BİR ŞİİRİ
SELİM SEL ' İN.bundan sonra da şiir dizisi olarak yayınlanacak

Son yörünge geçişini, MÖ 1649'da yaptığı iddia edilen Marduk, bir mite göre Thera YANARDAG
patlamasını da içeren bir dizi doğal âfete neden olmuş, Mısır’dan Çıkış mitlerine esin kaynağı oluşturmuş, yakındoğu başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde siyasi ve sosyal dengeleri altüst etmiştir
Marduk, Babil ve Asurluların yaradılış destanlarında yer alan, tanrıların en bilgesi ve güçlüsüdür. Alexander Heidel'in yazdığı ve Türkçeye de çevrilen Enûma Eliş kitabında adı geçen bir yaradılış destanı kahramanı. Kötü tanrı Tiâmat'ı öldürmesi için özel olarak görevlendirilen ve onu öldürerek Babil şehrini kuran, yeri ve göğü yaratan, kendisine destek veren iyi tanrılara hizmet etsin diye insan soyunu da yaratan tanrı. Destan bir kısmı tamamıyla tahrip olmuş 7 kil tablet deşifre edilerek günümüze kazandırılmış. Yazıldığı tarih için ise, MÖ 700 den 1600 yılına kadar uzanan geniş bir aralığı söz konusu.
Uranüs gezegeninin yörüngesinde- ki tedirginlikleri bilinmeyen başka bir gezegenin yapabileceği varsayımından hareketle Neptün gezegeninin keşfi, matematiğin bir zaferi oldu. Bundan sonra Neptün gezegeninin yörüngesindeki düzensizliklerden yola çıkılarak 9. gezegenin bulunması için matematikçiler ve gökbilimciler seferber oldular. Sonunda Plüton gezegeni 1930 yılında bulundu.
VİKİPEDİDEN
alındı.
MARDUK'A ŞİİR
.
Yıldızlar seremonide,
Belli ki bir şey geliyor gelecekte.
Samanyolu, büyük ayı, küçük ayı,
Gökler sanki düğün alayı.
.
Yıldızlara yükselin,
Dünya olmuş gelin.
Damat belli ki rahat , dağları delen Ferhat.
İç güveysi geliyormuş duyduk, yörüngeden çıkan Marduk.
.
Davetiye eski baya, gönderen kız tarafı Maya
Diyor ki davetiye; biz burada olmayız belki,
Düğün takvimi belli, sene 2012 ?
.

Selim Sel

Monday, April 27, 2009

The Hyde Tube


istanbul dayken film festivallerine gitmeye çalırıdım ama
if film festivaline deil
ne kadar sacma sapan film festivali varsa onlara
animasyon filmleri festivali,kısa film festivali,yok efendim italyan filmleri festivali yok japon filmleri festiavali hepsinde veya bir çoğunda da gördümki salonlar yetmiyor herzaman birileri merdivenlerde oturma pahasına bu aktivitelere katılıyor
kaldı ki
if film festivaline bilet bulmak ne mumukun bir nevi dostalr grosun mantıgıyla insanların saldırarak aldıgı biletler
bitiyor
hep derdim ki ulan bu kadar ilgi var yayın dhaa cok salona ama o zaman ilgi bir anda duser cunku dostlar goremes seni beklerken sırada de mi lan sen yok musun entel
neyse gene dusunurdum o kara yutub var artık yok ha keza hala yok
neyse
yapın festivalinizi online evimisden izleyelim
iş yerimisden izleyelim
ha yok gene olmuyor
dostlar gene goremeyecek bizi
ama olsun hemen yazarsın facebookuna ben şuan şunu şunu izliyom gene gorur dostlar
neyse
gavur bizim gibi dusunmuo dost gormus gormemeiş dert dil demiş yapmış online kısa film festivali daha bir tanesini izledim ama herkese tavsiye ederim sitede cok guzel bence tıkla izle harika

Friday, April 24, 2009

LAST.FM son

şimdi link verince
kesinlikle ragbet gormuyor
bu blog
tabii cunku alakasız konularda link veriyorum
bir de ne zaman obama hakkında bişi yazsam anam millet nasıl korkuyorsa big brother dan
hiç yorum yazmıyor
bişi olmaz lan korkmayın
yazın yorum


lan arkadas ne guzel işyerinde last.fm den muzik dinliyorduk
dedi ki şimdi bana last.fm hade sana
30 şarkı daha benden ondan sonra zırnık koklatmam
ulan çok guzel telif melif işleri
ne guzel album indirmekten kurtulduk diyorduk.
noldu tembellik buraya kadarmış
aslında bir bakıma da iyi oldu
ne de olsa muzik bir sosyalleşme aracıdır
hocu sen o grubu seviyorsan bir de şu var bak dinle begenirsin konuşmaları yok olmuştu
rahatlamıştık


peki madem telifden bahsedilicek
korsan cok kotu falan last.fm de hayvani serverları reklam ucretleriyle karşılayamıyor.
ki bu da ayrı bir konu amerika da ingiltere de bedava devam edecekmiş çunku oralarda reklam gelirleriyle idare edebiliyorlarmış ulan ne o doritos reklamı o zaman last.fm hırt
bizim gibi ezik ulkelerden 3 avro istiyorlar
peki madem o zaman sormazlar mı last.fm cilere ulan
o kadar telif melif işleri diye artizlik yapıyorsunuz
amator ya da yarı profesyonel binlerce muzisyenin de şarkısı mevcut last.fm in herhangi başlık altındaki radyosunda
bu amator yarı profesyonel sanatcılar bedava paylaşmıştı dunyayla sarkılarını sen 3 avro alınca dagıtacan mı bu parayı indiragandi mi yapacan haaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
ayrıca internetin bir numerolu kuralı bir site cok tutar ve bedava dan paralıya gecer se hemen cakmasını bedava olarak yayına sokarlar adama last.fm bittin olum sen




Friday, April 10, 2009

HA O BAMA, HA BU BAMA, ASLINDA BANA NA













obama turkiye ye geldi herkes yalakalık yaptı


t box ın muthiş eserini ve o eserle yaptıgım


sprite in muthiş eserini yayınlıyorum


enstalasyonumuz da bir resim bir video mevcut


Saturday, April 4, 2009

MESLEK ERBABI

ekonomik kriz ve küresel ısınma veya savaş riski şunları düşündürdü.

benim ve etrafımdaki bir çok kişinin mesleği yalan ve şu anki sistem üzerine kurulu.

gerçek ihtiyaçlara yönelik değil.
sistemin çöktüğü
teknolojinin olmadığı veya aşırı pahalı olduğu bir dünyada yada yaşamanın kendisinin bir amaç olduğu bir dünyada şimdi sıralayacağım kelimeler ne kadar anlamlı:
internet
web tasarımı
pazarlama
reklamcılık
iç mimarlık
bilgisayar mühendisliği
coder
halkla ilişkiler
sinema
televizyon
uluslararası ilişkiler



keşke gerçek mesleklere sahip olsak hepimiz bişi uretsek neye ihtiyacımız varsa onu.
o zaman sistemlerden bağımsız olarak hayatımızı idame ettirebiliriz
ihtiyaç en önemli kelime bu açıdan.
teknolojiye dayalı olmayan sanatlar da sistem çökse de devam edecek çünkü bunlar her zaman ihtiyaç olmuş insanlar için
resim
heykel
müzik
şiir
tiyatro


onun için her insan bence bir zanaat dediğimiz türden bir şey için elini kırmalı bir de sanat dalı için bileğini

yane yaptığımız işin, profesyonel olarak şu an uğraştığımız işin yanında
2 tane daha altın bileziğe ihtiyaç var.

ha bir de mad max i düşünerek biraz da dövüş ve atış bilmek lazım


ben marangoz olmayı da istemişimdir ama

agactan ev bile yapabilecek marangoz

agaca baktı mı anlayacak marangoz

istediğini yapabilecek marangoz kulak arkasında kalem

ve elde keserle herseyi yapabilecek.

en üstteki marangoz resmi internetin en meşhur marangozu
digerleri bizim ulkeden linkleri de aşağıda
ikinci resim gibi resimler çekmeyi isterim hep üretimle ilgili ama
fırsatım oldugu halde hiç çekmedim
http://en.wikipedia.org/wiki/Carpenter

http://www.flickr.com/photos/organic_flesh_fan/2377757883/

http://www.flickr.com/photos/espaz/1526392218/

Monday, March 23, 2009

KAPALI OY


kapalı oy her bireyin
baskalarının baskısına maruz kalmadan oy verebilmesi için secilen bir yoldur veya
oyunu bi meta haline dönüştürmemek için.
bunu sağlamanın yoluda kimsenin ne oy attığını başka hiç kimsenin bilememesiyle sağlanır bu kişi istese bile kime oy attığını ispatlayamamalıdır.
ancak herkesin cep telefonunda foto makinesi
var dolayısıyla herkes kendi attığı 
oyu başkasına gösterebilir ve bu sayede nemalananbilir veya
başkaları bu kişiye baskı yapabilir
işin komik yanı ampulu gordunmu bas diye tembihlenen yengeler bile cep telefonuyla foto cekmeyi biliyor
sandıga fotograf makinesiyle girilen hiç bir secim şaibesiz olamaz
yani bu seçim şaibeli daha şimdiden

Sunday, March 22, 2009

LOOSE MOOSE

izleyin izleyin
çok başarılı
bir animasyon
firmasıylla karşı karşıyayız

Saturday, March 21, 2009

ANKARA GÖTÜN KARA,SENİN Kİ BENDEN KARA

velhasılı kelam
ankaraya kesin donüş yaptım

hayatım hızlı değişti
ancak çekirdek ailemin her ferdi hızlı
değişiklikleri sever ve sorun etmez
göçebe hayatın faydaları

ben çekirdek ailem kadar göçebesini
daha görmedim

göçebelik veya mekik dokuma kaderimizmiş
demek ki

bebekken hastalanınca bir gunde goturulup bırakıldıgım yalova yı saymıyorum bile
cocukla anneannesi mutlaka aynı sehirde olmalı yada cocuk yapılmamalı
yada calısmamalı annesi

öncelikle ilkokuldayken ben
babam başladı göçebeliğe
1986 da turizm sektörüne atıldı annemle beraber
ancak annem
ankara da merkezdeydi babam sahada side deydi.
yazında ben gidiyordum yanına annem kalıyordu ankara da

sonra ilkokulun 4. sınıfına ben gecerken annem de gitti side ye
bu sefer anneannemle dedem bize tasındı dedem le en sevdiğimiz program hbb de in living colors dı lastik gibi derdi dedem zencilere
ben kaldım ankara da neden okul karizmaydı cunku ingilizce mingilizce durumları
4-5 . sınıflarda bol bol gittim otobusle hafta sonları
pazartesi sabahı inip ilk iş okula cok gitttim
ya da o dönem kurulan tht (thy yan kuruluşu)
ile pervaneli uçaklarla cuma gece binip pazartesi sabah inerek gidip geldim
her hafta sonu antalya ya giden iş adamları ve gazetecilerden arkadaslarım vardı
pervaneli ucagın kokpitinde bile yolculuk yaptım
odev yapmayı dusunmezdim bile

sonra alanya ya ankara daki evi kapatarak tasındık
ama bu sefer de annem antalya da calısıyordu
ama ev alanya da idi babamın işi de alanya da idi
yazın zaten evde hiç oturmadık
otel açıktı hep çunku
annem hergun gitti geldi antalya ya ki o yolun o zamanki adı ölüm yolu idi
ama hala annem kadar iyi bir kadın şoför görmedim ömrümde
1 sene alanya da okuduktan sonra okulu begenmedigimizden
antalya ya tasındık gene babam alanya da kaldı bu sefer de
hafta sonları alanya gittik geldik her sene ben lise den mezun olana kadar
bir de daha da kotusu annem alanya daki işinden istifa edip alanyada çalışmaya başladı
allahtan kışın çalışmıyordu.

sonra uni de bayaa sabitlendim gene anakara da
ancak uni den sonra lanetli mesleğimi icra etmeye
istanbula tasındım bu sefer de japonumu
ankarada bıraktım
cumartesi de calıştıgım için
bu sefer
gunubirlik ankara seferlerim başladı pazar gunleri
bu arada emer sayesinde annem biraz kendini sabitlemiş antalaya da yasıyordu kışları


en sabit gunlerim en hareketsiz gunlerimi askerde gecirdim
askerden sonra gene istanbul
gene ankara git geli
ve bu arada emer de istanbulda oldugundan
annem tekrar başladı hareketlenmeye
"boşa durma boşa çalış"
diye bir suru insanı egitip iş sahibi etmek için
tekrar dokuldu yollara
hala da yollarda alanya manavgat antalaya marmaris ve istanbul ve ankara hattında annem
ben bu yaşımda o hıza yetişemem
babam nispeten sabitledi kendini o da
dedemin hastalıgı yuzunden
ankara alanya yatı sık sık bu donemde
en sabit tabii ki emerdi

tabii ki bu kadar hareket etmek bana yer yadırgama gibi bir dorun olamdıgını gosterdi
çalışabilmek için illa ortam saglanması gerekmedigini gosterdi
hayatı idame edebilmeyi
kendi kendine bakabilmeyi
cabuk adapte olmayı ogretti
ki bir duru baska pratik seyde ogretti
aile olmak için illa bir arada olamk gerekmedigini ki bence
bizim ki cok daha saygı ve sevgiye dayalı cunku ayrı olmak
hep onceliği ailemden yana kullanmamı ogretti
gecirilen zamanın kıymetini

şimdi ben yerleşik duzene geciyorum hayatımda hiç olmadıgı kadar
ben kendimi hiç bir yere ait hissetmeyen ben
tekrar gri şehir ankaralı oluyorum
ama hayatımdaki en guzel şey olan japonuma kavuşuyorum
umarım bocalamam
her evde diş fırcası bırakıp sonrasında hangisinin kendisinin oldugunu bilmeyen ben
kendine ait bir yere yerleşmeye çalışacak
ama
bence değişiklik iyidir
bu değişiklik beni sabitlese bile iyi

ama kurtlandıgımda kacacak yerlerim cok emer var istanbulda
alanya da babam
anama da rastlarım turkiyede bir yerlerde

BU ARADA

HİÇ SÜPHESİZ Kİ ANTALYA DÜNYANIN EN GÜZEL YERİDİR

YAPARSA DA HOCA YAPAR

daha türkçe konusamayan adamlardan belediye başkanı yapmayın

Tuesday, March 17, 2009