Wednesday, February 4, 2009

GÖRDÜKLERİM VOL.1
























iş yerinde gördüklerim
bakalım yazıyı bulabilecek misin
bulduysan bunu yazan tosun okuyana kosun

Monday, February 2, 2009

VEDA

SEVGİLİ ANAMIZ IŞIK HANIM'IN

KAYINPEDERİ VE BİZİM RAHMETLİ DEDEMİZ VE HAYAT HAKKINDA Kİ YAZISI

bu edebiyat gücü biraz da bize geçseydi biz de anlatsaydık duygularımızı bu kadar kolay.

Mevlana’nın felsefesinden etkilenmeyen var mıdır? Ne söylemişse ne güzel söylemiştir. “ Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.”

Marka, marka diye dolandığım; kişiliğimizin en iyi ifade edildiği hali betimlemek üzerine takıntılarımdan hareketle yaptığım her gözlemi, her tespiti getirip dayandırdığım son nokta.

Kendine biçtiğin değerin, ilişki içinde olduğun çevre tarafından “o bir markadır” ya da  “o bir fenomendir” tanımlanması ile buluştuğu yer/nokta(ymış) kişisel marka. Geçen hafta sevgili babam Ziya Yargın’ı kaybettiğimde anladım ve “marka” takıntımın nereden geldiğini de…

En sıradan yemeklerin yendiğin sofraların ritüelleri ile daha çocuk yaştayken tanışmıştım. Envai türlü Osmanlı mutfağının yemeklerinin üretildiği mutfaklarından yayılan koku, ancak bembeyaz örtülü ışıklı masalarda meyi ve sohbeti ile buluşarak tam tadına kavuşurdu. Çocuk yaşımızda duymaya başlamıştık akıcı İngilizcesinden “you are what you do” der sonra ne demek istediğini anlatırdı bizlere hayatımızı şekillendirirken yaptığımız işten başlayarak, giyimimizden, saçımıza, konuşmamızdan, tavırlarımıza, yediklerimizden, gittiğimiz yerlere, sadece yaptığımız değil gelecekte yapacağımız şeylere kadar birçok noktayı nasıl etkilediğini kendi hayatından, yaşadıklarından örneklerle anlatırdı.
Kişi ve yaşam arasındaki denge savaşında, kişiliklerimize giydirdiğimiz özelliklerimizin hayatımızın büyük bir alanını kapladığını anlatırdı.

Hafta sonlarında Ankara Hipodrumundaki at yarışlarını izlemeye giderdik adeta Ascot’taki at yarışlarına gider gibi süslü ve özenli.

Bizi biz yapan şeylerin  yediklerimiz, içtiklerimiz, okuduklarımız, tanıdıklarımız, sevdiklerimiz, nefret ettiklerimiz, tecrübe ettiklerimiz, düşündüklerimiz, izlediklerimiz, inandıklarımız, kazandıklarımız ve hatta kaybettiklerimiz olduğunu anlatır ve gerçek hayatta deneyimlememiz için çaktırmadan fırsatlar yaratırdı.

Ailenin önemi ve değerlerimiz bu kişisel marka değerlerinin kaynağı olarak gösterilirdi. Aileye yeni fertler katıldıkça önce ritüeller, sonra gelenekler, sonra uygulamalarla alıştırmalar için hepimiz otomatik hareket ederdik. Her bayram sabahı (ayakta durmayı öğrenmeleri yeter şarttı) torunlarının da katıldığı bayram namazları ile başlardı.

Benim oğlum Bahadır Ankara ODTÜ’de okurken yazdığı tezin İngilizce kontrolünü dedesine yaptırmış ve demiş ki “ ne mutlu bana ki ortaokulda da seninle İngilizce çalışırdım. Şimdi ödevimi de birlikte kontrol ediyoruz” bu yaklaşımdan çok etkilenmişti, hep anlatır ve derdi ki:” o mutluluk oysa ki bana aitti. Ama dile getirenin Bahadır olması beni çok bahtiyar etti”

Ziya Yargın, kendisiydi nev-i şahsına münhasır. Kendisi olmayı başarmak kendi markasını yaratmıştı. Dibe vurduğumuz zamanları anlardı. İçine düştüğümüz boşlukları görürdü. “Orada kalma, boşluklar dolmaz, boşluğu doldurduğunu düşündüğün şey aslında senin eksilmendir. Kendinin eksilmesine fırsat verme” derdi.

O bir markaydı. İyisin dediğimde, sonun çok yakın olduğunu “geçici bir güç, düzmece bir ümit… Aslında suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet gibiyim” diyerek hissettirmişti.

İçki sofralarına oturmadan beni yanına alır “henüz içki boğazımdan geçmeden söyleyeyim sonra içkiliydi söyledi der, ciddiye almazsın seni çok seviyorum”Ben de seni çok sevdim. Nur içinde yat sevgili Babam…

iki dedemin vefatı da bana şunu öğretti hayatı istediği gibi yaşayan insanların arkasından saygı geriye kalıyor. ve onların istedikleri gibi yaşayıp öldüğünü bildiğin için çok çok yıkılımıyorsun.

allah sıralı ölüm versin güzel bir temenni

benim dedemin farkı cok da dede bi adam değildi hayatın içinden hiç kopmadı 80 yaşının son 3 ayına kadar benim arkadaşlarımla akranları gibi sohbet ederdi bizim hayat hakkındaki endişelerimizi hep anlardı güncel fikirler verirdi. annemin bakış açısına ek olarak bu durum da vardı.

her canlı ölümü tadacaktır.

kimisi arkada güzel bir tad bırakacaktır.

kafanıza göre mutlu yaşayın

hayat üç günlük mezarlığa gidince de insan şunu anlıyor hırslar boş neyden mutlu olacaksan onu yap


Tuesday, January 20, 2009

BARRACK LARA GELDİK























HA OBAMA HA BUBAMA ASLINDA BANANA

yani diyor ki
banane bu adamdan
bu adam neyi değiştirecek
umarım değiştirir
ama değiştiremesse de yapın maketini
kartondan tükürün suratına
bush dan sonra maymun sevemez oldum ben
ahhh bushunda karton maketini verseydi gazetelerde yaksaydık
ama ben oturucam ugrasacam tayyip yapacam aynı bole kartondan
yakıp yıkasınız diye

http://www.cubeecraft.com/

bizim evde bir sürü cube craft var
kartondan küp adamlar
canı sıkılanlara birebir
kalın kaat
makas
maket bıçagı ve printer yeterli yapıştırma bile kullanmıyorsun
cocukkende zenci evleri yapardım gazete verirdi
her ulkenin evini ben de yapar yapar yakardım zevk budur
hayat budur

Monday, January 12, 2009

TAKLA AÇMAK İSTİYORUM SULAR ALTINDA

benim cenerasyonum için daha çok şey ifade eden bir markadır g-shock
özellikle 90 lar boyunca ülkemizde CASIO markasının da isminin kuvvetli olmasının da etkisiyle g shock çok meşhur bir marka idi

outdoor sporlarla ilgilenen ilgilenmeyen bir çok insan da heves ederek bunlara sahip olurdu
kaba olması komplike gözükmesi ve gerçekten sağlam olmasıyla küçücük çocukların (ki benim arkadaşlarımın bir çoğunda vardı ya da isterlerdi) kollarında kocaman saatler olmaya başladı tabii o zaman cep telefonu çocuklarda yok . insanların teknolojiye sahip olma isteği boyle acıga cıkıyordu ki saat de bir çok insan için gerekli bir üründür.
tabii nispeten antalya da yaşayanlar için mantıklıydı bu saat çünkü gerçekten su geçirmiyordu
su da oynarken kuma gomsen de kaya carpsan da bişi olmuyordu
belki onun içinde yaygındı

tasarımları güzel ve iddalı dışı plastik oldugu için spor yaparken etrafındakilere de zarar vermemen bu saatlerin gerçekten kullanışlı olmasını da yanında getirdi.

hiçbir zaman
ki hala saat gibi beni kısıtlayacak bir şey sevmesem de, saat alacak olsam mutlaka büyük bir g shock almayı kafama koymuştum hala da öyle.
ama aslında çocukken de şimdi de beğendiğim tasarımlar daha çok BABY G markasının altındadır

baby g bayanlar ve çocuklar için düşünülmüştür daha renkli ve daha küçük ama dolgun hatlara sahip olduğu için bence her zaman abisi g shock dan daha güzeldir.
ki zaten kızlar arasıda baby g erkekler arasında ki g shock a göre daha hızlı yayılmıştı çünkü erkekler arasında moda kavramı hele o zamanlar hiç yoktu bir de g shock un rakii yine casio nun urettiği igrenc bilgisayarlı telefonlar vardı telefon defterini tutabildigin ve de kopya yazabildigin ancak bu hayatımda gördüğüm en çirkin saatti ki hala öyle.


neyse aklın yolu bir
bugun
işyerinde arkadaşın birinin saatinin kayışı çıkmış ben de ar-ge de çalışıyorum takabilirmiyiz geri diye bize getirdi. oradan aklıma geldi g shpck olaydı kopmazdı dedim
google a sordum ne ayak hala üretiliyor mu diye
ve gözlerim yaşardı zor şartlara dayanan bu saatler 25 inci yıllarını kutluyorlar
ve yeni zaman modasının gittikçe daha iddialı urunleri ön plana çıkarması sayaesinde bu ssaatler tekrar odak noktası olmayı başarmış.
bence hala en guzel renkli ve buyuk yuvarlak olanlar
bir de bir tane blog buldum tamamen
g shock larla ilgili

bir tasarımcı olarak
kabalık güzeldir diyorum
salt fonksiyon sağlam ohhhhhhhhhh

Friday, January 2, 2009

ROKET ADAM 2009

ÖNCELİKLEN HERKESİN YENİ YILINI KUTLUYORUM
HERKESİN HER İSTEDİĞİ OLSUN
SAĞLIK VE HUZUR EN BAŞTA
VE DE TOKLUK

NE YAZIKKİ BENİM İÇİN GEÇEN YIL ÇOK OT GİBİ GEÇTİ
ÇEVREMDEKİ BİR ÇOK KİŞİ İÇİNDE
VE BU OTLUK
2008 İN SONLARINA DOGRU DAHA BİR ARTTI
FERMANTASYON
GEÇEN YILBAŞI YAZDIKLARIMA BAKIP MORALİM BOZULDU BİR ADIM İLERLEYEMEMEK TARZI DURUMLAR BOŞLAMIŞLIKLAR
VE DE FACEBOOK YÜZÜNDEN HİÇ YAZI YAZILMAMIŞ Bİ BLOG YILI BUNA

RAĞMEN BLOGCUNUN DOSTU GOOGLE ANALYTİCS DERKİ HERGUN EN KOTU 3 KİŞİ GİRMİŞ BU BLOGA BU KÖTÜ ZAMANLARDA BİLE
BU VİKTOR AMCANIN SIRRI RESMİ DE ARTIK ŞUNU GÖSTERİYOR SANTA ÖLDÜ YAŞASIN VİKTORUN MELEKLERİ
NE KADAR GERÇEK OLDUĞU BİZZAT NOEL BABAYA SORMADAN ÖĞRENEMEYECEĞİMİZ HİKAYE DE OLDUĞU GİBİ HİKAYE: NOEL BABA ASLINDA YEŞİL GİYERMİŞ DAHA KEMİKLERİ LAHİTİ KIRILIP DA İTALYA YA GİTMEDEN ÖNCE
GÜYA BİR YILBAŞINDA COCA COLA REKLAMLARINDA VE KUTULARINDA POMPALAMIŞ SANTA DENİLEN PEDERİ KIRMIZI GİYERKEN
OLMUŞ SANA KIRMIZI.
EVET YAŞASIN VİKTORUN MELEKLERİ POPÜLER KÜLTÜR VE DE DÜZEN ŞİMDİ DE YENİ YIL İLE VİKTORUN MELEKLERİNİ BİRLEŞTİREREK İKONLAŞTIRIYOR , ÖZELLİKLE TÜRKİYE İÇİN,
HEMDE KADIN ERKEK İÇİN, DON SATTIĞINDAN DAHA ÇOK PARAYI TV ŞOVUNU SATARAK KAZANAN BİR FİRMA VİKTOR UN SIRRI
VE DE EN İKONLAŞMIŞ HALİYLE YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN
HAYDİ YA KULUM

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!


ŞİMDİ EN BAŞTAN BERİ BLOGA GİRİŞ YAPILAN ARAMA KELİMELERİNDEN EN SAÇMALARINI BURAYA YAZACAĞIM
TERBİYESİZ KELİMELER YERİNE DE BİİİİİİİİP YAZACAGIM

HAŞMETBAAP: evet bu benim attığım başlıklardan biriydi bunu yazarak buraya gelen arkadaşa teşekkürler
YALNIZ ÇORAP: tabii bunda emer tey tey in meşhur şarkısının etkisini görmek ne güzel ancak ev hanımlarına püf nokta olarak şunu söyleyim hep siyah çorap alırsanız hiçbir çorap yalnız kalmaz çifitini bulamasan bile giy çık ben hep öyle yapıyorum bir de bizi son günlerde çok güldüren 5 liraya 30 çorap var ki tamamen bir blog postu konusu
DIŞKILI BİİİP ve BİLUMUM EŞEKLİ BİİİP : burada halkımızın ne kadar ac ve de internet kullanmayı bilmedigini gösterdi analytics bir daha yüzlerce arama kelimesi var bu ve bunlar gibi ve ben bunları google a yazınca bizim bloga ulaşmaya çalışıp ulaşamadım artık nasıl bir azimle butun arama sonucu sayfalarına bakıyorsa arkadas bulmuş bizim blogu tabiii hayal kırıklıgı olmuştur. ancak şu da gerçek internet de ki dosyaların kapladıgı alan olarak hala porno en çok yeri kaplamakta, internet icat oldugu günden beri. . çok çok eskiden BBS diye bir sistem vardı
internetin çok çok ilkeli sadece ip sini bildigin dos ekranında hazırlanmış web sayfalarına baglanabildigin ve biz onu kuen le ilk öğrenmeye çalıştığımızda bile ki hakkaten çok çok yıllar önce .gif uzantılı ve gercekten yarım saatte açılan resimler bulup açıyorduk üstelik arama motoru da yoktu bizde çok saftık o zaman şimdi arama motoruna yazılanları görünce o geliyor aklıma porno bile çirkinleşti çok eskiden merak daha agır basardı artık sapıklık.
NEDEN ŞİMDİ KÖLELİK VAR: bu beni biraz sevindirdi. bu aramayla buraya gelmiş internetten cevap bekleyen arkadaşlara cevabımı veriyorum. çünkü hala pırlanta yüzük isteyen kadınlar var....
AYAKKABISINI GİYEN ADAM: tahminim arkadas resim arıyordu keyword le web tasarımcısıdır ve buyuk ihtimalle ayakkabı dunyasının internet sitesini yapıordu.
DOMUZA DÖNÜŞEN İNSANLAR: werepig yok öyle bir şey
ETİ FORM MISIR VE PİRİNÇ PATLAĞI: çok kişi böyle gelmiş bayaa reklamlarını yapmışım etinin para verseler bana yeridir.
ETKİLİYEBİLMEK İÇİN BLOGSPOT: bende arayacağım böyle "kız ayıklamak için blogspot"
GRUP ANILAR ŞARKI İNDİRME: yok en iyisi indirme
KENDİMİ NASIL GELİŞTİRİRİM: internetle değil
KİMSENİN OLMADIĞI KENDİMİN DAHİ OLMADIĞI BİR YERDE YAŞAMAK İSTİYORUM: bunu aratmayı akıl eden arkadaşlar( evet birden fazla ) siz zaten bambaşka bir yerde yaşıyorsunuz peygamberiniz de HZ.Google
MAYMUN DIŞKISI OYUNU: evet keşke böyle bir oyun olsa
POLO MU GOLF MÜ: ikisi de değil cirit kardeşim cirit bilemedin güreş
PASTÖRİZE OLMASAYDI: çok kötü olurdu çok
TURKUAZ RENGİ NERDEN GELİYOR: şimdiye kadar bir çok insan kendini saf kan türk zannediyordu ama değil dışkısı mavi ile yeşil arası insanlar gerçek türk tür bu renk te oradan geliyor yani orta asya dan
TÜRKİYE 'DE YAŞ ORTALAMASI: yaş ortalamasını bulamadım ama toplam yaşam ortalaması
73,1 iyi bayaa var daha ölmeye
ŞANSIZ DOĞANLAR: şansız doğulmaz ölünür


ARAMA YAPARAK GELEN ARKADAŞLARIN SAYISINI ARTIRMAK İÇİN BU POSTTAKİ RESİMLERİ KOYUYORUM
BU RESİM BREZİLYA DIŞINDA DOĞAN ŞANSIZ ARKADAŞLAR İÇİN
"alessandro ambrosio" "adriana lima"
BU DA ARAMA YAPILMASI GEREKEN KELİMELER
TIKLANMALARDA ARTIŞ BEKLENİYOR 2009 DA


Monday, December 29, 2008

Şiirlerimden

Robot Arkadaşlarım

Kızarkadaş kolumda

Mutlu, sokak yolunda

Kız biraz havalı

Kır kökenli çok baktı


Hoşuna gitmedi onun da

Korktu pıstı koluma

Dedim korkma bebeğim

Ben şimdi hallederim


Fonda latin havası

Kolda jilet yarası

Cahillik hat safhada

Anlamaz edebiyat parçalasanda


Geldi baktı suratıma

Dedim gitsene kardeşim

Dedi seni dövücem

Dedim o kadar emin olma


Benim robot tanıdığım var

Seni çok pis döver

Duyguları bulunmadığından

Ciğerini deler


Need diyon lan sen dedi

Bizim kır kökenli

Dedim Robo fayvotu enemidir karşındaki.


bi kafa dış ve bi kafa dış ve bi yumruk dış

huaa huaaaa.

donk

çıtonk.




Thursday, December 18, 2008

BLOGCULUK öldü Mü


öldü galiba demiştim daha önce de dost meclislerinde suçlu da facebook du

hala ölü ve hala suçlu facebook

şimdi emerteytey kişisi de zaten çok uzun zaman dır yazmıyor du

bende yazmayınca bu blogöldü

lakin diriltmenin zamanı geldi artık daha çok benim blogum olabilir bu ama

ya da kendime yeni bir blog da açabilirim


diriltecem çünkü

arkadaşlarda bişiler yazsana be adamım tarzı laflar

yedik.


bu arada eskisine nazaran daha boşum işyerinde aslında blog yazmaya elverişli de bir donemdeyim

ama

ben yazmak yerine

okuyuculukta cok ilerledim.

nasıl mı

blogculuk öldü ama

kişisel blogculuk öldü

amacı olan konusu olanlar ölmedi ve ben

bilmem kaç yaşından sonra bilgisayar oyunlarıyla başlayan futbol merakım su an gunde en az 1 saatimi türkçe futbolbloglarını okuyarak geçiyor.


şimdi tekrar dan kişisel blogculuğu canlandırmak vazifesiyle yolaçıkıyorum

ve de eminin tekrara yıllar sonra yazarım ama

bakalım daha kapatmıyoruz blogu en azından şimdilik son kararım bu.



Tuesday, May 27, 2008

Susuz Kaz


evet büyük ihtimalle yaşam süremin içinde susuzlukla karşılaşacağım insanlar bu kafada yaşamaya devam ederse, tüketimin sonu yok, hırsın sonu yok, zenginliğin sonu yok ama hayatın suyun ve petrolün sonu var ve hatta dünyanın.
kendimde dahil olmak üzere, yaşadığımız vurdumduymaz günlere üzülmeyiz inşallah.
susuz kaldığımda umarım ya gençken evdeki musluk damlatıyordu da tamir etmemiştim demem umarım o musluğun bir günde damlattığı suyu belki kaç gün içeceğim.
umarım biz gotumuzu suyla yıkardık şimdi içmeye bulamıyoruz demem .
hadi tamam diyelimki şu anı ve geleceği kendi adıma korumaya aldım su tüketimini kontrol altına aldım, petrol hiç kullanmamaya başladım, hatta ormanlar kurduk hep beraber ve geleceğimizi kurtardık, Şu anda benim gelecekte olmak istemediğim sefalette açlıkta ve susuzlukta yaşayan binlerce insan var onların bugünü ne olacak.
şanssız doğmadık tamam ama şanssız doğanlar nolcak.
peki ben bunları yazdım düzeltecekmiyim herşeyi.
kabul edelim çok sevdiğimiz teknolojik aletler de dahil olmak üzere bir sürü şeyde çocuk istismarı ve köle ticareti var. tamam aç değiller kurak da değil ama zaten ışığı görmeden yaşıyor çocuklar Çin'de hem de içinde , peki ben kullanmasam da olur diyor musun laptop ya da sadece çok zenginler alabilsin, düzeni değiştirelim diyebiliyormusun.
afrika ya pirinç göndermek için 1.5 yıl aynı ayyakkabıyı giyecek misin peki,
yada benim ihtiyaclarım var zenginler yardım etsin mi diyeceksin, peki zenginlerin ihtiyacları yok mu aynı mantıkla bakınca asıl ihtiyac sadece yemek barınmak bilgi değil mi peki,
hani oyleydi
ben ne tasarlıyorum ki ne gerek var ki olan bir ürünün kırk çeşitine neden,
galiba çünkü tek neden sadece insanız ve de sürü de değiliz aslında,
belki de doğal seleksiyon budur
benim dedem savaşmış köle olmamış o yüzden rahat yaşamaya hakkım var diye mi düşünmek gerek, babamın babası çok çalışmış hemde okumuş, babam da okumuş ve çok çalışmış o zaman okumayan ve çalışmayanlar da acı çeksin mi diyeces
işyerindeyim moralim bozuk o yüzden böyle abarttım aslında bu kadar siyah beyaz değil gri de var ama o da fedekarlık ister.
bir de insan evladı kendini hep önemli zanneder bil ki hiç önemin yok
şu an afrika da, darfur da doğmuş bir insan olabilir ve sadece bir gün daha hayatta kalmaya çalışıyor olabilirdin, ölsen sadece 2-3 kişini haberi olacağı.
aslında ben kötümser deeğilimdir. herşey kötüye gitmez
keşke bir excalibur da ben bulsam
kalem kılıçtan keskindir.

Saturday, May 24, 2008

i dont believe in innovation

but i want to.

* kişisel blogculuk ölüyor demiştik değil mi o zaman size kişisel olmayan bir blog adresi vereyim
kulturalfungus
tasarım ve görsel kültür blogu ilgilisine duyurulur.
bir akademik gözden yorumlar uçta yorumlar yapmayı seven bu arkadaşımızı takip etmek lazım

* cumartesi iş yerine çağırılıp hiç de bir işimizin olmamasını fark etmek ve de eve geri dönüş imkanının olmadığı bir yerde calışmak dan nefret ediyorum

* akşam dugune gidicem takım elbise giyip kenidimi bir şey sanacam

* yıllar sonra joker iyi geldi ama klasik nerde o eski joker

* bitkilerinizi dökeceğiniz çayla besleyin nede olsa o da eskiden bitkiydi reenkarnasyon bir nevi

* yırtık dondan çıkar gibi çıkmak

* http://www.madeofjapan.com/

Tuesday, May 13, 2008

Ödül Töreni


Roxy'e gelip bizi gönülden destekleyen herkese bir kere daha teşekkür ediyorum.


Ortak bir proje olan bu projenin diğer yarısı olan ONORBUMBUM 'aÇOK TEŞEKKÜR EDERİM



Hep bir ağızdan suratıma suratıma KÖPEEEEEK diye bağırılması çok hoşuma gitti...



Çok güzeldi.Ödül alsak da almasak da.Ama bir ödüle layık görülürüz gibime geliyor.O yüzden PERŞEMBE GÜNÜ SAAT 20:00 da ROXY'DE GERÇEKLEŞECEK OLAN ÖDÜL TÖRENİNE HERKESİ BEKLİYORUZ.


UNITED FOOLS adlı grup da baya güzel bir grup gelmişken onu da dinlersiniz hem...


ŞİMDİ SİZİ BİR KAÇ GÜZEL FOTOGRAF İLE CANLI PERFORMANS GECESİNE GÖTÜRÜYORUM.uehhueuhe.

Saturday, May 3, 2008

EMİR YARGiN Finalde


Emir 2 şarkılık single ını piyasaya sürdü.

KÖPEK ve ÇORAP isimli parçalarıyla

13.Roxy Müzik Günleri Finalistleri arasına girmeye hak kazandı.


7 mayıs çarşamba günü

saat:20:30 da Roxy de


EMİR Şarkılarını canlı olarak icra edecek.

Harika grubuyla çok güzel bir canlı performans hazırladı .

Öğrencilere ücretsiz olan bu geceye herkesi bekliyor.

Saturday, March 29, 2008

Küçük Edo

İnsanlar Öldüklerinde Övülür.

Eğer Gerçekten Farklı Bir Şey Yaptılarsa.

Sıradan Hayatta Uyuz Olduğumuz,Tuhaf Bulup Eleştirdiğimiz Davranışlar,O Kişi Ölünce Değerlenir...


Ankradan Antalyaya Doğru Yol Alırken Acıktım.

'GAYZER LOKANTASI'nda Mola Verdim.

Orada Çok Değişik Bi Usta Vardı.

16 Yaşındaki EDO Usta.

O Bu Kasabada Doğmuş.Fotorafından da anlıyacağınız uzere çok tuhaf biri.
bu halde doğmuş.O Doğarken Annesi Ölmüş.Ona bi dergiden geldiğimi soyledim röportaj yapmak istiyorum dedim.hiç ilgilenmedi.benimle konuşmadı.bu fotorafı da gizlice çektim.


o boyle doğmuş ve yeteneğini keşfetmiş.hayata küsmemiş.mücadele etmiş.

O 'nu Çok Takdir Ettim.

Değişik Hali Lügate Bile Geçmiş.Bilen Çokmuş Ama Kimse Umursamamış.

AMA O BÜYÜK BİR DEĞER.ÖLÜNCE ANLIYCAKLAR ONUN DA DEĞERİNİ.

Sıradan Bi Toros Kasabasında Yaşamasına Rağmen Giyinişi Bile Çok Farklı.

Bence O Özel Biri.Bize Birşey Anlatmaya Çalışıyor.



Ayrıca Eli Çok Hızlı ve Lezzetli.Döneri De O Hazırlayıp Asıyormuş.

Boş Zamanlarında Tek Başına Orotoryo Yaparmış Göl Kenarında.

Hiç Arkadaşı Yokmuş.Ustabaşının Sözünden Hiç Çıkmazmış.

Çok Etkiledi Beni Yolunuz Düşerse Uğrayın Derim.

Friday, March 28, 2008

rakamla 100 yazıyla yüz

banyoda yüz lavaboda yüz
şener şen li sabun reklam vardı boyle ben kucukkene

neyse şaka maka kişisel blogculuğun öldüğünü düşünmeye başladığım bu günlerde 100.uncu iletiyi yazmam cok manidar.

facebook veya başka nedenlerle blog işinin modası gecmeye veyahut başka bir yone kaymaya başladı.

eskiden gun aşırı guncellenen vede takip ettiğim bloglar(genelde emirbey den linkle gidilenler) haftada bir guncellenirse gene iyi.

bu özellikle kişisel bloglarda daha on planda. ancak bir konusu veya amacı olan bloglar hala daha sık guncellenmekte ve de tarafımdan okunmakta.

bu konuda bir suru teorim var beynimde şekillenmiş toplum hayatı ve kişisel hayatımız hakkında. başka bir yazıda yazarım diyip yazmayacagımdan eminim.

herkes yazsın bişiler okuyalım. tartışalım nedir yane. umarım bizde buradan bloglamaya devam ederiz.

Thursday, March 6, 2008

KOMANİZ REJİMMM

hayatımda ilk defa rejim yapmayı hatta rejim demeyelim yediklerime dikkat etmeyi düşünüyorum. çünkü hayatımın en kilolu dönemindeyim hiç bu kadar ağır olmamıştım.

bir de beni üzen ya da sevindiren daha tam karar veremedim, benden şişman gözüken insanlardan bile kafadan 5 kilo ağırım nasıl oluyor anlamıyorum.

hayır zapzayıf olmayı düşünmüyorum ama bundan tam 8 ay önce ideal kilodaydım. ona kadar düşsem iyi olur. kiloyu nasıl verdim ve nasıl aldım. öncelikle askere gidip geldiğimde kilomda bir değişiklik olmamıştı. ancak o yaz bizimkilerin yanında alanya da otel de çalışınca, sıcaktan hem cok kalori yakıyor insan hem deyemek yiyesi gelmiyor, bayaa kilo vermeye başladım. sonrasında istanbul da evde geçirdiğim bir dönem de bir kere zaten evde boş oturdugumdan hiç yemiyordum. ve bu arada hipertiroid* olarak acayip kilo verdiğim bir döneme girdim. sonrasında işe girip duzenli ve cok 3 oghun yemek yemeye baslayınca bir de hipertroide karşı ilaç kullanmaya başlayınca bir anda kilo almaya başladım. işe girdiğim gunden bugune 18 kilo aldıgımı düşünüyorum(11 ayda). şimdi yemek yemeyi azaltma kısmıyla ilgili avantajlarım ve dezavantajlarım var.
avantajlarım: çok üşengeç oldugumdan hayat boyu acıksam bile kalkıp gitmediğimden benim için açlık hissi yoktur. mesela aç uyuyabilirim. tatlıyı çok sevmem.

dezavantajlarım : eğer usenmediğim bir anıma denk gelirse hem çük güzel yemek yaparım yapmayı severim çok güzel yerim. bu arada şu anki yaşantımda ki en büyük zevkim yemek yemek. nasıl açlık hissim yoksa tokluk hissim de yoktur.coca cola yı seviyorum. zeroyu deneyecem belki lezzeti hakkaten aynıdır yada pepsi max nede olsa aysun kayacı.


bir başka avantajda şu eti form un veya ülker mavi yeşilin pirinç ve mısır patlağı zımbırtısı varya ona bayılıyorum. acayip seviyorum hele yogurtla ayranla harika oluyor tabii ben onu bugune kadar hep yemek ustune patlamış mısır yer gibi yedim. bundan sonra yemek niyetine.

şimdi şoyle bir yemek azaltma yapacam abartmayacagım ama herseyden yemeye devam edecegim asla formaliteden bişi yemecegim yani bazen insan yemek yemeye ihtiyacı olmadıgı halde saati geldi diye yer ya ben yemeyecegim.

hipertiroid = boyle guatrın tersi metobolizman fazla hızlı çalışıyor hormonların yuzunden. mesela gecen kış hiç palto giymedim ve vucut sıcaklıgım her daim cok fazlaydı.

herkese saglıklı ve ideal kilolu gunler dilerim

Sunday, March 2, 2008

HERKESİN KÖR OLDUĞU YERDE TEK GÖZÜ OLAN KRALDIR

tabii ki körlerin kendilerinin kör olduğunu bilmesi ve de tek gözü olanın da körlere kendinin farklı olduğunu anlatabilmesi gerekir.
peki herkesin kör olduğu yerde görmenin avantaj olduğunu nasıl anlatırsın eğer daha önceden kimse görmediyse.




şimdi durum şu cahil bir halk eğitilmiş kesimden uzakdır. eğitilmiş olanlar o halkın içinden çıkmış bile olsa çoğunluk cehaletten başka bişi görmediğinden eğitilmiş olanın daha iyi gördüğünü düşünmez ona itimat etmez.




alanya da itimat et diye kasap dükkanı var cok takdir ederim ismini. ve benzerleri itaat et. küfür et. iddia et. iltifat et.