Friday, April 24, 2009

LAST.FM son

şimdi link verince
kesinlikle ragbet gormuyor
bu blog
tabii cunku alakasız konularda link veriyorum
bir de ne zaman obama hakkında bişi yazsam anam millet nasıl korkuyorsa big brother dan
hiç yorum yazmıyor
bişi olmaz lan korkmayın
yazın yorum


lan arkadas ne guzel işyerinde last.fm den muzik dinliyorduk
dedi ki şimdi bana last.fm hade sana
30 şarkı daha benden ondan sonra zırnık koklatmam
ulan çok guzel telif melif işleri
ne guzel album indirmekten kurtulduk diyorduk.
noldu tembellik buraya kadarmış
aslında bir bakıma da iyi oldu
ne de olsa muzik bir sosyalleşme aracıdır
hocu sen o grubu seviyorsan bir de şu var bak dinle begenirsin konuşmaları yok olmuştu
rahatlamıştık


peki madem telifden bahsedilicek
korsan cok kotu falan last.fm de hayvani serverları reklam ucretleriyle karşılayamıyor.
ki bu da ayrı bir konu amerika da ingiltere de bedava devam edecekmiş çunku oralarda reklam gelirleriyle idare edebiliyorlarmış ulan ne o doritos reklamı o zaman last.fm hırt
bizim gibi ezik ulkelerden 3 avro istiyorlar
peki madem o zaman sormazlar mı last.fm cilere ulan
o kadar telif melif işleri diye artizlik yapıyorsunuz
amator ya da yarı profesyonel binlerce muzisyenin de şarkısı mevcut last.fm in herhangi başlık altındaki radyosunda
bu amator yarı profesyonel sanatcılar bedava paylaşmıştı dunyayla sarkılarını sen 3 avro alınca dagıtacan mı bu parayı indiragandi mi yapacan haaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
ayrıca internetin bir numerolu kuralı bir site cok tutar ve bedava dan paralıya gecer se hemen cakmasını bedava olarak yayına sokarlar adama last.fm bittin olum sen




Friday, April 10, 2009

HA O BAMA, HA BU BAMA, ASLINDA BANA NA













obama turkiye ye geldi herkes yalakalık yaptı


t box ın muthiş eserini ve o eserle yaptıgım


sprite in muthiş eserini yayınlıyorum


enstalasyonumuz da bir resim bir video mevcut


Saturday, April 4, 2009

MESLEK ERBABI

ekonomik kriz ve küresel ısınma veya savaş riski şunları düşündürdü.

benim ve etrafımdaki bir çok kişinin mesleği yalan ve şu anki sistem üzerine kurulu.

gerçek ihtiyaçlara yönelik değil.
sistemin çöktüğü
teknolojinin olmadığı veya aşırı pahalı olduğu bir dünyada yada yaşamanın kendisinin bir amaç olduğu bir dünyada şimdi sıralayacağım kelimeler ne kadar anlamlı:
internet
web tasarımı
pazarlama
reklamcılık
iç mimarlık
bilgisayar mühendisliği
coder
halkla ilişkiler
sinema
televizyon
uluslararası ilişkiler



keşke gerçek mesleklere sahip olsak hepimiz bişi uretsek neye ihtiyacımız varsa onu.
o zaman sistemlerden bağımsız olarak hayatımızı idame ettirebiliriz
ihtiyaç en önemli kelime bu açıdan.
teknolojiye dayalı olmayan sanatlar da sistem çökse de devam edecek çünkü bunlar her zaman ihtiyaç olmuş insanlar için
resim
heykel
müzik
şiir
tiyatro


onun için her insan bence bir zanaat dediğimiz türden bir şey için elini kırmalı bir de sanat dalı için bileğini

yane yaptığımız işin, profesyonel olarak şu an uğraştığımız işin yanında
2 tane daha altın bileziğe ihtiyaç var.

ha bir de mad max i düşünerek biraz da dövüş ve atış bilmek lazım


ben marangoz olmayı da istemişimdir ama

agactan ev bile yapabilecek marangoz

agaca baktı mı anlayacak marangoz

istediğini yapabilecek marangoz kulak arkasında kalem

ve elde keserle herseyi yapabilecek.

en üstteki marangoz resmi internetin en meşhur marangozu
digerleri bizim ulkeden linkleri de aşağıda
ikinci resim gibi resimler çekmeyi isterim hep üretimle ilgili ama
fırsatım oldugu halde hiç çekmedim
http://en.wikipedia.org/wiki/Carpenter

http://www.flickr.com/photos/organic_flesh_fan/2377757883/

http://www.flickr.com/photos/espaz/1526392218/

Monday, March 23, 2009

KAPALI OY


kapalı oy her bireyin
baskalarının baskısına maruz kalmadan oy verebilmesi için secilen bir yoldur veya
oyunu bi meta haline dönüştürmemek için.
bunu sağlamanın yoluda kimsenin ne oy attığını başka hiç kimsenin bilememesiyle sağlanır bu kişi istese bile kime oy attığını ispatlayamamalıdır.
ancak herkesin cep telefonunda foto makinesi
var dolayısıyla herkes kendi attığı 
oyu başkasına gösterebilir ve bu sayede nemalananbilir veya
başkaları bu kişiye baskı yapabilir
işin komik yanı ampulu gordunmu bas diye tembihlenen yengeler bile cep telefonuyla foto cekmeyi biliyor
sandıga fotograf makinesiyle girilen hiç bir secim şaibesiz olamaz
yani bu seçim şaibeli daha şimdiden

Sunday, March 22, 2009

LOOSE MOOSE

izleyin izleyin
çok başarılı
bir animasyon
firmasıylla karşı karşıyayız

Saturday, March 21, 2009

ANKARA GÖTÜN KARA,SENİN Kİ BENDEN KARA

velhasılı kelam
ankaraya kesin donüş yaptım

hayatım hızlı değişti
ancak çekirdek ailemin her ferdi hızlı
değişiklikleri sever ve sorun etmez
göçebe hayatın faydaları

ben çekirdek ailem kadar göçebesini
daha görmedim

göçebelik veya mekik dokuma kaderimizmiş
demek ki

bebekken hastalanınca bir gunde goturulup bırakıldıgım yalova yı saymıyorum bile
cocukla anneannesi mutlaka aynı sehirde olmalı yada cocuk yapılmamalı
yada calısmamalı annesi

öncelikle ilkokuldayken ben
babam başladı göçebeliğe
1986 da turizm sektörüne atıldı annemle beraber
ancak annem
ankara da merkezdeydi babam sahada side deydi.
yazında ben gidiyordum yanına annem kalıyordu ankara da

sonra ilkokulun 4. sınıfına ben gecerken annem de gitti side ye
bu sefer anneannemle dedem bize tasındı dedem le en sevdiğimiz program hbb de in living colors dı lastik gibi derdi dedem zencilere
ben kaldım ankara da neden okul karizmaydı cunku ingilizce mingilizce durumları
4-5 . sınıflarda bol bol gittim otobusle hafta sonları
pazartesi sabahı inip ilk iş okula cok gitttim
ya da o dönem kurulan tht (thy yan kuruluşu)
ile pervaneli uçaklarla cuma gece binip pazartesi sabah inerek gidip geldim
her hafta sonu antalya ya giden iş adamları ve gazetecilerden arkadaslarım vardı
pervaneli ucagın kokpitinde bile yolculuk yaptım
odev yapmayı dusunmezdim bile

sonra alanya ya ankara daki evi kapatarak tasındık
ama bu sefer de annem antalya da calısıyordu
ama ev alanya da idi babamın işi de alanya da idi
yazın zaten evde hiç oturmadık
otel açıktı hep çunku
annem hergun gitti geldi antalya ya ki o yolun o zamanki adı ölüm yolu idi
ama hala annem kadar iyi bir kadın şoför görmedim ömrümde
1 sene alanya da okuduktan sonra okulu begenmedigimizden
antalya ya tasındık gene babam alanya da kaldı bu sefer de
hafta sonları alanya gittik geldik her sene ben lise den mezun olana kadar
bir de daha da kotusu annem alanya daki işinden istifa edip alanyada çalışmaya başladı
allahtan kışın çalışmıyordu.

sonra uni de bayaa sabitlendim gene anakara da
ancak uni den sonra lanetli mesleğimi icra etmeye
istanbula tasındım bu sefer de japonumu
ankarada bıraktım
cumartesi de calıştıgım için
bu sefer
gunubirlik ankara seferlerim başladı pazar gunleri
bu arada emer sayesinde annem biraz kendini sabitlemiş antalaya da yasıyordu kışları


en sabit gunlerim en hareketsiz gunlerimi askerde gecirdim
askerden sonra gene istanbul
gene ankara git geli
ve bu arada emer de istanbulda oldugundan
annem tekrar başladı hareketlenmeye
"boşa durma boşa çalış"
diye bir suru insanı egitip iş sahibi etmek için
tekrar dokuldu yollara
hala da yollarda alanya manavgat antalaya marmaris ve istanbul ve ankara hattında annem
ben bu yaşımda o hıza yetişemem
babam nispeten sabitledi kendini o da
dedemin hastalıgı yuzunden
ankara alanya yatı sık sık bu donemde
en sabit tabii ki emerdi

tabii ki bu kadar hareket etmek bana yer yadırgama gibi bir dorun olamdıgını gosterdi
çalışabilmek için illa ortam saglanması gerekmedigini gosterdi
hayatı idame edebilmeyi
kendi kendine bakabilmeyi
cabuk adapte olmayı ogretti
ki bir duru baska pratik seyde ogretti
aile olmak için illa bir arada olamk gerekmedigini ki bence
bizim ki cok daha saygı ve sevgiye dayalı cunku ayrı olmak
hep onceliği ailemden yana kullanmamı ogretti
gecirilen zamanın kıymetini

şimdi ben yerleşik duzene geciyorum hayatımda hiç olmadıgı kadar
ben kendimi hiç bir yere ait hissetmeyen ben
tekrar gri şehir ankaralı oluyorum
ama hayatımdaki en guzel şey olan japonuma kavuşuyorum
umarım bocalamam
her evde diş fırcası bırakıp sonrasında hangisinin kendisinin oldugunu bilmeyen ben
kendine ait bir yere yerleşmeye çalışacak
ama
bence değişiklik iyidir
bu değişiklik beni sabitlese bile iyi

ama kurtlandıgımda kacacak yerlerim cok emer var istanbulda
alanya da babam
anama da rastlarım turkiyede bir yerlerde

BU ARADA

HİÇ SÜPHESİZ Kİ ANTALYA DÜNYANIN EN GÜZEL YERİDİR

YAPARSA DA HOCA YAPAR

daha türkçe konusamayan adamlardan belediye başkanı yapmayın

Tuesday, March 17, 2009

Thursday, February 19, 2009

MAYMUN İŞTAHLI

tanıdıgım en maymun iştahlı insanlardan biriyim. bu maymun iştahlılık kavramı herkese gore farklı. benim beynimdeki anlamı çok da negatif değil.bir de benim bu yazımda bahsedeceğim maymun iştahlılığın sahip olunan ürünlerle bir alakası olmadığını daha çok eylemlerle alakalı olduğunu belirtmek isterim.
merak ve egosuzluk benim maymun iştahlılığımın temeli.
egosuzluk üzerine çok ama çok geniş yazılar yazabilirim aslında.
ancak onun yerine kısa kısa etkilerini gözler önüne seren yazılar da yazabilirim.
maymun iştahlılık bence yine başka bir nedenden de zuhur eder insanlar da o da ego fazlalığı.

bir konuda çok iyi olmak istemek, demek başkalarından daha iyi olmak demek burada ego devreye girer. bir insan çok fazla egoya sahip ise b
ir konuya merak salıp eğildiğinde ve en azından kendi çevresinde 1 no lu adam/kadın olamayacağını anlayınca o konudan vazgeçebilir. burada bu adamın gözlem yeteneğinin ve gerçekçiliğininde payı büyüktür. kendine güveni fazla olsa da egosu o kadar büyüktür ki ikinci olmayı kaldıramaz. özenti ile başlar bazen bazı konular o bulunulan grub dan farklılaşmakla da ilgilidir. bu gibi durumlarda bu konudan uzamak da çok uzun sürmez çünkü özentiyle gelen bir sürü insan birbirini bu konudan çıkarır. 

diğer kişi de egosuz olduğundan zaten her hangi bir konuda birinci veya ikinci olmayı umursamaz
her konuya merak için girer özenti için değil merakı geçince de ya bırakır ya devam eder
bu konu merakını sürekli cezbedecek bir konu ise ya da o öyle hissederse gelişmeye devam eder ama ne zaman merak edecek bir şey kalmadı çıkar bu konudan başka yerlere.

maymun iştahı kötü değildir o kadar  eğer bundan rahatsız olmuyorssan.
hiçbirşeyi o kadar ciddiye almamak lazım bu da zaten yanında her hangi bir konuda mükemmelleşememeyi getirir. bu da demek maymun iştahı.

benim suçum, benim karı kılıklılığım benim dedikodu sevme huyum yüzünden.....
herkese okuduğum, bütün postlarını en başa gidip oradan günümüze doğru gelerek okuduğum ve  herkese anlattığım PUCCA GÜNLÜK blogu yüzünden etrafımdaki insanlarda bir blog acma gazı başladı. kendim yazarken ballandırarak anlatamamışım demek ki ama okuyucu olarak acayip ballandırdım ki etrafımdakilerin isimleri şimdili
k gizli açtığı bloglar çok da güzel başladı.
hemde hepsi kendi ne has. zaten kimse PUCCA kadar cesur olamaz onu da anlayamyorum nasıl bu kadar cesur ama onun için bu kadar okunuyor. hayatını okumak beni genelde çok eğlendiriyor. ayrıca düşmanımızın yani bayanların bakış açıını inceleme durumu oluyor. 
bende mesela çok merak ediyorum 
PUCCA kimdir? PUCCA nın tipi nasıldır? pasiflora öksürük şurubudur. PUCCA yı hayatımda acaba hiç gördüm mü? Acaba resmi fotoğrafı var mı ?

şimdi etrafımda ki ve kapanmasını hiç istemediğim bloglar her ne nedenle açılmış olursa olsun.

iş hayatından bir gerçek kesit:
türkiye de yeni yeni yaygınlaşan resimli kağıttan 3D objeler hakkında en kapsamlı ve
iş hayatından çok başka bir kesit:( IT ciler toptur )
tarzının yalakası insanların takip edeceği site:
bizim de maymunluk yaptığımız:



Wednesday, February 4, 2009

GÖRDÜKLERİM VOL.1
























iş yerinde gördüklerim
bakalım yazıyı bulabilecek misin
bulduysan bunu yazan tosun okuyana kosun

Monday, February 2, 2009

VEDA

SEVGİLİ ANAMIZ IŞIK HANIM'IN

KAYINPEDERİ VE BİZİM RAHMETLİ DEDEMİZ VE HAYAT HAKKINDA Kİ YAZISI

bu edebiyat gücü biraz da bize geçseydi biz de anlatsaydık duygularımızı bu kadar kolay.

Mevlana’nın felsefesinden etkilenmeyen var mıdır? Ne söylemişse ne güzel söylemiştir. “ Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.”

Marka, marka diye dolandığım; kişiliğimizin en iyi ifade edildiği hali betimlemek üzerine takıntılarımdan hareketle yaptığım her gözlemi, her tespiti getirip dayandırdığım son nokta.

Kendine biçtiğin değerin, ilişki içinde olduğun çevre tarafından “o bir markadır” ya da  “o bir fenomendir” tanımlanması ile buluştuğu yer/nokta(ymış) kişisel marka. Geçen hafta sevgili babam Ziya Yargın’ı kaybettiğimde anladım ve “marka” takıntımın nereden geldiğini de…

En sıradan yemeklerin yendiğin sofraların ritüelleri ile daha çocuk yaştayken tanışmıştım. Envai türlü Osmanlı mutfağının yemeklerinin üretildiği mutfaklarından yayılan koku, ancak bembeyaz örtülü ışıklı masalarda meyi ve sohbeti ile buluşarak tam tadına kavuşurdu. Çocuk yaşımızda duymaya başlamıştık akıcı İngilizcesinden “you are what you do” der sonra ne demek istediğini anlatırdı bizlere hayatımızı şekillendirirken yaptığımız işten başlayarak, giyimimizden, saçımıza, konuşmamızdan, tavırlarımıza, yediklerimizden, gittiğimiz yerlere, sadece yaptığımız değil gelecekte yapacağımız şeylere kadar birçok noktayı nasıl etkilediğini kendi hayatından, yaşadıklarından örneklerle anlatırdı.
Kişi ve yaşam arasındaki denge savaşında, kişiliklerimize giydirdiğimiz özelliklerimizin hayatımızın büyük bir alanını kapladığını anlatırdı.

Hafta sonlarında Ankara Hipodrumundaki at yarışlarını izlemeye giderdik adeta Ascot’taki at yarışlarına gider gibi süslü ve özenli.

Bizi biz yapan şeylerin  yediklerimiz, içtiklerimiz, okuduklarımız, tanıdıklarımız, sevdiklerimiz, nefret ettiklerimiz, tecrübe ettiklerimiz, düşündüklerimiz, izlediklerimiz, inandıklarımız, kazandıklarımız ve hatta kaybettiklerimiz olduğunu anlatır ve gerçek hayatta deneyimlememiz için çaktırmadan fırsatlar yaratırdı.

Ailenin önemi ve değerlerimiz bu kişisel marka değerlerinin kaynağı olarak gösterilirdi. Aileye yeni fertler katıldıkça önce ritüeller, sonra gelenekler, sonra uygulamalarla alıştırmalar için hepimiz otomatik hareket ederdik. Her bayram sabahı (ayakta durmayı öğrenmeleri yeter şarttı) torunlarının da katıldığı bayram namazları ile başlardı.

Benim oğlum Bahadır Ankara ODTÜ’de okurken yazdığı tezin İngilizce kontrolünü dedesine yaptırmış ve demiş ki “ ne mutlu bana ki ortaokulda da seninle İngilizce çalışırdım. Şimdi ödevimi de birlikte kontrol ediyoruz” bu yaklaşımdan çok etkilenmişti, hep anlatır ve derdi ki:” o mutluluk oysa ki bana aitti. Ama dile getirenin Bahadır olması beni çok bahtiyar etti”

Ziya Yargın, kendisiydi nev-i şahsına münhasır. Kendisi olmayı başarmak kendi markasını yaratmıştı. Dibe vurduğumuz zamanları anlardı. İçine düştüğümüz boşlukları görürdü. “Orada kalma, boşluklar dolmaz, boşluğu doldurduğunu düşündüğün şey aslında senin eksilmendir. Kendinin eksilmesine fırsat verme” derdi.

O bir markaydı. İyisin dediğimde, sonun çok yakın olduğunu “geçici bir güç, düzmece bir ümit… Aslında suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet gibiyim” diyerek hissettirmişti.

İçki sofralarına oturmadan beni yanına alır “henüz içki boğazımdan geçmeden söyleyeyim sonra içkiliydi söyledi der, ciddiye almazsın seni çok seviyorum”Ben de seni çok sevdim. Nur içinde yat sevgili Babam…

iki dedemin vefatı da bana şunu öğretti hayatı istediği gibi yaşayan insanların arkasından saygı geriye kalıyor. ve onların istedikleri gibi yaşayıp öldüğünü bildiğin için çok çok yıkılımıyorsun.

allah sıralı ölüm versin güzel bir temenni

benim dedemin farkı cok da dede bi adam değildi hayatın içinden hiç kopmadı 80 yaşının son 3 ayına kadar benim arkadaşlarımla akranları gibi sohbet ederdi bizim hayat hakkındaki endişelerimizi hep anlardı güncel fikirler verirdi. annemin bakış açısına ek olarak bu durum da vardı.

her canlı ölümü tadacaktır.

kimisi arkada güzel bir tad bırakacaktır.

kafanıza göre mutlu yaşayın

hayat üç günlük mezarlığa gidince de insan şunu anlıyor hırslar boş neyden mutlu olacaksan onu yap


Tuesday, January 20, 2009

BARRACK LARA GELDİK























HA OBAMA HA BUBAMA ASLINDA BANANA

yani diyor ki
banane bu adamdan
bu adam neyi değiştirecek
umarım değiştirir
ama değiştiremesse de yapın maketini
kartondan tükürün suratına
bush dan sonra maymun sevemez oldum ben
ahhh bushunda karton maketini verseydi gazetelerde yaksaydık
ama ben oturucam ugrasacam tayyip yapacam aynı bole kartondan
yakıp yıkasınız diye

http://www.cubeecraft.com/

bizim evde bir sürü cube craft var
kartondan küp adamlar
canı sıkılanlara birebir
kalın kaat
makas
maket bıçagı ve printer yeterli yapıştırma bile kullanmıyorsun
cocukkende zenci evleri yapardım gazete verirdi
her ulkenin evini ben de yapar yapar yakardım zevk budur
hayat budur

Monday, January 12, 2009

TAKLA AÇMAK İSTİYORUM SULAR ALTINDA

benim cenerasyonum için daha çok şey ifade eden bir markadır g-shock
özellikle 90 lar boyunca ülkemizde CASIO markasının da isminin kuvvetli olmasının da etkisiyle g shock çok meşhur bir marka idi

outdoor sporlarla ilgilenen ilgilenmeyen bir çok insan da heves ederek bunlara sahip olurdu
kaba olması komplike gözükmesi ve gerçekten sağlam olmasıyla küçücük çocukların (ki benim arkadaşlarımın bir çoğunda vardı ya da isterlerdi) kollarında kocaman saatler olmaya başladı tabii o zaman cep telefonu çocuklarda yok . insanların teknolojiye sahip olma isteği boyle acıga cıkıyordu ki saat de bir çok insan için gerekli bir üründür.
tabii nispeten antalya da yaşayanlar için mantıklıydı bu saat çünkü gerçekten su geçirmiyordu
su da oynarken kuma gomsen de kaya carpsan da bişi olmuyordu
belki onun içinde yaygındı

tasarımları güzel ve iddalı dışı plastik oldugu için spor yaparken etrafındakilere de zarar vermemen bu saatlerin gerçekten kullanışlı olmasını da yanında getirdi.

hiçbir zaman
ki hala saat gibi beni kısıtlayacak bir şey sevmesem de, saat alacak olsam mutlaka büyük bir g shock almayı kafama koymuştum hala da öyle.
ama aslında çocukken de şimdi de beğendiğim tasarımlar daha çok BABY G markasının altındadır

baby g bayanlar ve çocuklar için düşünülmüştür daha renkli ve daha küçük ama dolgun hatlara sahip olduğu için bence her zaman abisi g shock dan daha güzeldir.
ki zaten kızlar arasıda baby g erkekler arasında ki g shock a göre daha hızlı yayılmıştı çünkü erkekler arasında moda kavramı hele o zamanlar hiç yoktu bir de g shock un rakii yine casio nun urettiği igrenc bilgisayarlı telefonlar vardı telefon defterini tutabildigin ve de kopya yazabildigin ancak bu hayatımda gördüğüm en çirkin saatti ki hala öyle.


neyse aklın yolu bir
bugun
işyerinde arkadaşın birinin saatinin kayışı çıkmış ben de ar-ge de çalışıyorum takabilirmiyiz geri diye bize getirdi. oradan aklıma geldi g shpck olaydı kopmazdı dedim
google a sordum ne ayak hala üretiliyor mu diye
ve gözlerim yaşardı zor şartlara dayanan bu saatler 25 inci yıllarını kutluyorlar
ve yeni zaman modasının gittikçe daha iddialı urunleri ön plana çıkarması sayaesinde bu ssaatler tekrar odak noktası olmayı başarmış.
bence hala en guzel renkli ve buyuk yuvarlak olanlar
bir de bir tane blog buldum tamamen
g shock larla ilgili

bir tasarımcı olarak
kabalık güzeldir diyorum
salt fonksiyon sağlam ohhhhhhhhhh

Friday, January 2, 2009

ROKET ADAM 2009

ÖNCELİKLEN HERKESİN YENİ YILINI KUTLUYORUM
HERKESİN HER İSTEDİĞİ OLSUN
SAĞLIK VE HUZUR EN BAŞTA
VE DE TOKLUK

NE YAZIKKİ BENİM İÇİN GEÇEN YIL ÇOK OT GİBİ GEÇTİ
ÇEVREMDEKİ BİR ÇOK KİŞİ İÇİNDE
VE BU OTLUK
2008 İN SONLARINA DOGRU DAHA BİR ARTTI
FERMANTASYON
GEÇEN YILBAŞI YAZDIKLARIMA BAKIP MORALİM BOZULDU BİR ADIM İLERLEYEMEMEK TARZI DURUMLAR BOŞLAMIŞLIKLAR
VE DE FACEBOOK YÜZÜNDEN HİÇ YAZI YAZILMAMIŞ Bİ BLOG YILI BUNA

RAĞMEN BLOGCUNUN DOSTU GOOGLE ANALYTİCS DERKİ HERGUN EN KOTU 3 KİŞİ GİRMİŞ BU BLOGA BU KÖTÜ ZAMANLARDA BİLE
BU VİKTOR AMCANIN SIRRI RESMİ DE ARTIK ŞUNU GÖSTERİYOR SANTA ÖLDÜ YAŞASIN VİKTORUN MELEKLERİ
NE KADAR GERÇEK OLDUĞU BİZZAT NOEL BABAYA SORMADAN ÖĞRENEMEYECEĞİMİZ HİKAYE DE OLDUĞU GİBİ HİKAYE: NOEL BABA ASLINDA YEŞİL GİYERMİŞ DAHA KEMİKLERİ LAHİTİ KIRILIP DA İTALYA YA GİTMEDEN ÖNCE
GÜYA BİR YILBAŞINDA COCA COLA REKLAMLARINDA VE KUTULARINDA POMPALAMIŞ SANTA DENİLEN PEDERİ KIRMIZI GİYERKEN
OLMUŞ SANA KIRMIZI.
EVET YAŞASIN VİKTORUN MELEKLERİ POPÜLER KÜLTÜR VE DE DÜZEN ŞİMDİ DE YENİ YIL İLE VİKTORUN MELEKLERİNİ BİRLEŞTİREREK İKONLAŞTIRIYOR , ÖZELLİKLE TÜRKİYE İÇİN,
HEMDE KADIN ERKEK İÇİN, DON SATTIĞINDAN DAHA ÇOK PARAYI TV ŞOVUNU SATARAK KAZANAN BİR FİRMA VİKTOR UN SIRRI
VE DE EN İKONLAŞMIŞ HALİYLE YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN
HAYDİ YA KULUM

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!


ŞİMDİ EN BAŞTAN BERİ BLOGA GİRİŞ YAPILAN ARAMA KELİMELERİNDEN EN SAÇMALARINI BURAYA YAZACAĞIM
TERBİYESİZ KELİMELER YERİNE DE BİİİİİİİİP YAZACAGIM

HAŞMETBAAP: evet bu benim attığım başlıklardan biriydi bunu yazarak buraya gelen arkadaşa teşekkürler
YALNIZ ÇORAP: tabii bunda emer tey tey in meşhur şarkısının etkisini görmek ne güzel ancak ev hanımlarına püf nokta olarak şunu söyleyim hep siyah çorap alırsanız hiçbir çorap yalnız kalmaz çifitini bulamasan bile giy çık ben hep öyle yapıyorum bir de bizi son günlerde çok güldüren 5 liraya 30 çorap var ki tamamen bir blog postu konusu
DIŞKILI BİİİP ve BİLUMUM EŞEKLİ BİİİP : burada halkımızın ne kadar ac ve de internet kullanmayı bilmedigini gösterdi analytics bir daha yüzlerce arama kelimesi var bu ve bunlar gibi ve ben bunları google a yazınca bizim bloga ulaşmaya çalışıp ulaşamadım artık nasıl bir azimle butun arama sonucu sayfalarına bakıyorsa arkadas bulmuş bizim blogu tabiii hayal kırıklıgı olmuştur. ancak şu da gerçek internet de ki dosyaların kapladıgı alan olarak hala porno en çok yeri kaplamakta, internet icat oldugu günden beri. . çok çok eskiden BBS diye bir sistem vardı
internetin çok çok ilkeli sadece ip sini bildigin dos ekranında hazırlanmış web sayfalarına baglanabildigin ve biz onu kuen le ilk öğrenmeye çalıştığımızda bile ki hakkaten çok çok yıllar önce .gif uzantılı ve gercekten yarım saatte açılan resimler bulup açıyorduk üstelik arama motoru da yoktu bizde çok saftık o zaman şimdi arama motoruna yazılanları görünce o geliyor aklıma porno bile çirkinleşti çok eskiden merak daha agır basardı artık sapıklık.
NEDEN ŞİMDİ KÖLELİK VAR: bu beni biraz sevindirdi. bu aramayla buraya gelmiş internetten cevap bekleyen arkadaşlara cevabımı veriyorum. çünkü hala pırlanta yüzük isteyen kadınlar var....
AYAKKABISINI GİYEN ADAM: tahminim arkadas resim arıyordu keyword le web tasarımcısıdır ve buyuk ihtimalle ayakkabı dunyasının internet sitesini yapıordu.
DOMUZA DÖNÜŞEN İNSANLAR: werepig yok öyle bir şey
ETİ FORM MISIR VE PİRİNÇ PATLAĞI: çok kişi böyle gelmiş bayaa reklamlarını yapmışım etinin para verseler bana yeridir.
ETKİLİYEBİLMEK İÇİN BLOGSPOT: bende arayacağım böyle "kız ayıklamak için blogspot"
GRUP ANILAR ŞARKI İNDİRME: yok en iyisi indirme
KENDİMİ NASIL GELİŞTİRİRİM: internetle değil
KİMSENİN OLMADIĞI KENDİMİN DAHİ OLMADIĞI BİR YERDE YAŞAMAK İSTİYORUM: bunu aratmayı akıl eden arkadaşlar( evet birden fazla ) siz zaten bambaşka bir yerde yaşıyorsunuz peygamberiniz de HZ.Google
MAYMUN DIŞKISI OYUNU: evet keşke böyle bir oyun olsa
POLO MU GOLF MÜ: ikisi de değil cirit kardeşim cirit bilemedin güreş
PASTÖRİZE OLMASAYDI: çok kötü olurdu çok
TURKUAZ RENGİ NERDEN GELİYOR: şimdiye kadar bir çok insan kendini saf kan türk zannediyordu ama değil dışkısı mavi ile yeşil arası insanlar gerçek türk tür bu renk te oradan geliyor yani orta asya dan
TÜRKİYE 'DE YAŞ ORTALAMASI: yaş ortalamasını bulamadım ama toplam yaşam ortalaması
73,1 iyi bayaa var daha ölmeye
ŞANSIZ DOĞANLAR: şansız doğulmaz ölünür


ARAMA YAPARAK GELEN ARKADAŞLARIN SAYISINI ARTIRMAK İÇİN BU POSTTAKİ RESİMLERİ KOYUYORUM
BU RESİM BREZİLYA DIŞINDA DOĞAN ŞANSIZ ARKADAŞLAR İÇİN
"alessandro ambrosio" "adriana lima"
BU DA ARAMA YAPILMASI GEREKEN KELİMELER
TIKLANMALARDA ARTIŞ BEKLENİYOR 2009 DA


Monday, December 29, 2008

Şiirlerimden

Robot Arkadaşlarım

Kızarkadaş kolumda

Mutlu, sokak yolunda

Kız biraz havalı

Kır kökenli çok baktı


Hoşuna gitmedi onun da

Korktu pıstı koluma

Dedim korkma bebeğim

Ben şimdi hallederim


Fonda latin havası

Kolda jilet yarası

Cahillik hat safhada

Anlamaz edebiyat parçalasanda


Geldi baktı suratıma

Dedim gitsene kardeşim

Dedi seni dövücem

Dedim o kadar emin olma


Benim robot tanıdığım var

Seni çok pis döver

Duyguları bulunmadığından

Ciğerini deler


Need diyon lan sen dedi

Bizim kır kökenli

Dedim Robo fayvotu enemidir karşındaki.


bi kafa dış ve bi kafa dış ve bi yumruk dış

huaa huaaaa.

donk

çıtonk.




Thursday, December 18, 2008

BLOGCULUK öldü Mü


öldü galiba demiştim daha önce de dost meclislerinde suçlu da facebook du

hala ölü ve hala suçlu facebook

şimdi emerteytey kişisi de zaten çok uzun zaman dır yazmıyor du

bende yazmayınca bu blogöldü

lakin diriltmenin zamanı geldi artık daha çok benim blogum olabilir bu ama

ya da kendime yeni bir blog da açabilirim


diriltecem çünkü

arkadaşlarda bişiler yazsana be adamım tarzı laflar

yedik.


bu arada eskisine nazaran daha boşum işyerinde aslında blog yazmaya elverişli de bir donemdeyim

ama

ben yazmak yerine

okuyuculukta cok ilerledim.

nasıl mı

blogculuk öldü ama

kişisel blogculuk öldü

amacı olan konusu olanlar ölmedi ve ben

bilmem kaç yaşından sonra bilgisayar oyunlarıyla başlayan futbol merakım su an gunde en az 1 saatimi türkçe futbolbloglarını okuyarak geçiyor.


şimdi tekrar dan kişisel blogculuğu canlandırmak vazifesiyle yolaçıkıyorum

ve de eminin tekrara yıllar sonra yazarım ama

bakalım daha kapatmıyoruz blogu en azından şimdilik son kararım bu.